15.Yüzyıl Floransa Okulu

15.Yüzyıl Floransa Okulu

15.Yüzyıl Floransa Okulu

Masaccio, Kutsal Üçlü
Fra Angelico – Meryem`in Taç Giymesi

15.Yüzyıl Floransa Okulu 
Floransa erken rönesansın en önemli merkezidir. Rönesans sanatı burada doğmuş ve hızla tüm İtalya’ya ve ardından Avrupa’ya yayılmıştır. Başta Mediciler olmak üzere çok sayıdaki kentsoylu zengin ailenin patronluğunda gelişen 15.yüzyıl Floransa resminin ilk önemli temsilcisi Masaccio’dur.

Masaccio (1401- 1428): Floransa, Siena, Lucca, Pisa ve diğerleri… Pekçok İtalyan kent devletinde sanatçılar atölyelerinde kentin siparişlerini karşılamak için yoğun bir şekilde çalışıyordu ve bu atölyeler, usta-çırak ilişkisine dayalı bir sistemin esas olduğu birer eğitim kurumu olarak çok sayıda genç sanatçının yetişmesine olanak sağlıyordu. Siena’da Simone Martini, Duccio ve Lorenzettiler, Floransa’da ise Giotto ve Cimabue gibi isimler, 14.yüzyılın büyük ustaları olarak resim sanatına yeni bir hareketlilik getirmişlerdir.

İşte Masaccio sanatın böylesine önem kazandığı bir ortamda, 1401 yılında doğmuştur. Onun yetişme çağlarında, Floransa’da iki önemli isim dikkat çekmektedir. Bunlardan birisi; perspektif üzerine çalışmaları ile tanınan Floransa katedralinin mimarı Filippo Brunelleschi’dir (1377-1446). Diğeri ise, doğanın keskin gözlemine dayanan heykelleriyle dikkat çeken Donatello’dur (1386?-1466). Bu iki usta sanatçının, mekansal perspektif ve anatomi konularındaki uğraşıları, yetişme çağındaki Masaccio’yu derinden etkilemiş olmalıdır. Büyük olasılıkla onları bizzat tanımış, fikirlerinden yararlanmıştır.

Aynı zamanda, kendisinden bir yüzyıl önce yaşamış olan Giotto’nun (1266?-1337) resimlerindeki anıtsal figürleri, bu figürlerin içinde bulunduğu mekanın sunumunu ve kompozisyon planını inceleme imkanını da bulmuştur. Tüm bunların yanı sıra; Dante, Petrarca, Boccaccio gibi hümanist yazar ve düşünürlerin, antik Yunan ve Roma’ya dönüş ve doğanın gözlemlenmesi konusundaki verilerini bilmektedir. Dönemin hümanist felsefesi, Masaccio’nun sanatında son derece belirleyici bir etkendir.

Masaccio, 1422’de Floransa’daki Hekim ve Eczacılar loncasına girmiştir. Bu belki de, bu dönemin ressamları için insan anatomisini inceleyebilmenin pratik bir yöntemiydi. Bildiğimiz ilk çalışmaları, Floransa yakınındaki Regello’daki S. Giovenale in Cascia Kilisesi için yaptığı bir triptik (üç kanatlı resim) ve S. Ambrogio Kilisesi için yaptığı Azize Anna ile Birlikte Meryem ve Çocuk İsa resmidir. Bu resmi, pek çok çalışmada birlikte olduğu Masolino ile beraber yapmışlardır.

Fra Angelico, Yakarış
Fra Angelico – Meryem`e Müjde

Masaccio 1426 yılında Pisa’daki kilise için Adoration poliptiğini (çok kanatlı resim) yapmıştır. Bu çalışma; perspektif, klasik sanat bilgisi, bilim ve hümanizmanın kaynaştığı Masaccio resminin gerçek anlamda ilk örneklerinden birisidir. Ama onun en çarpıcı çalışması, Floransa’da Carmine Kilisesi’nde yer alan ve Aziz Peter’e adanmış olan Brancacci ailesine ait şapel için yaptığı fresklerdir. Fresklerin yapımına Masolino ile birlikte yaklaşık 1424’te başlamışlardır. Bu fresklerin en ünlüleri Cenetten Kovuluş ve Vergi’dir. Cenetten Kovuluş bilinen bir hikayeyi, yasak elmayı yiyen Adem ve Havva’nın cennetten kovuluşlarını anlatır. Anıtsal, çıplak figürlerin pişmanlık ifadeleri büyük bir ustalıkla verilmiştir. Pişmanlık ifadesi hümanist bir ressam için oldukça uygun bir konu olmalıdır ve Masaccio bunu çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır. Ayrıca ifadeleri vermek için aynı Giotto’nun yaptığı gibi hareketlerden yararlanmıştır.

Vergi ise geometrik kompozisyonu (figürler dörtgen bir kompozisyon oluşturmaktadır), anıtsal figürleri (heykeltraş Donatello’nun erken çalışmalarından ve Nanni di Banco’nun anıtlarından etkilenmiştir. Onun heykelsi figürleri Giotto’dan Michelangelo’ya Floransalı rönesans ustalarının sürdürdüğü geleneğin bir halkasıdır.), mekansal çözümlemeleri (kompozisyonun ayrılmaz parçaları olan mimari ve doğa son derece sade bir şekilde verilmişlerdir) yanı sıra, konunun anlatım şekli dolayısıyla da dikkat çekici bir resimdir. Romalı askerler İsa ve havarilerden şehre girebilmeleri için gerekli olan vergiyi istemektedirler.

Bunun üzerine İsa, Aziz Peter’e gölün içindeki balığın midesinden altın kesesini almasını ister. Peter bunu yapar ve keseyi alır. İsa’nın mucizelerinden birisini anlatan sıradan bir konudur. Ancak Masaccio, konuyu tek sahnede farklı zamanı anlatarak sunmuştur. Mekansal birlik vardır ancak üç ayrı an aktarılmaktadır: Birinde şehrin kapısı önünde İsa, Aziz Peter’den keseyi almasını isterken, diğerinde Aziz Peter göldeki balığın midesinden altın kesesini alırken ve nihayet keseyi Romalı askere verirken. Böylece tek sahnede zamansal bir akış sağlanmıştır. Bu anlatım tarzı, 14.yüzyıl ressamı Simone Martini tarafından da kullanılmıştı. Bu fresklerde Masaccio, Rönesans resmini hazırlayan tüm birikimi harmanlamış ve belki de gerçek anlamda ilk Rönesans resimlerini gerçekleştirmiştir. Resimlerindeki renk kullanımında söz konusu olan yalınlık ve denge dikkat çekicidir.

Onun 1427’de Roma’ya gitmeden önce, Floransa’daki Sta. Maria Novella Kilisesi’nin duvarına yaptığı Kutsal Üçlü freski de, bu anlamda bir baş yapıttır. Perspektifli bir tonozun içinde çarmıha gerili İsa’yı görürüz. Onun arkasında, üstte Tanrı figürü vardır. İki yanında Meryem ve İncilci Yahya, tonozun dışında altta ise bu freskin yapılmasını sipariş eden vakıfçı figürleri bulunur. Meryemin çarmıha gerili oğlunu işaret eden el hareketi resimdeki ifadenin doruğudur ve hümanist yaklaşımın bir göstergesidir.

Fra Angelico – Çarmıhtan İndiriliş
Uccello, Sir John Hawkwood

Bu fresk, bizlere Rönesans resmini müjdeler: Geometrik kompozisyon, klasik mimari, perspektifli mekan, anıtsal figürler ve hümanist ifade. Erken rönesans ressamları, heykeltraşların üslupsal ilgilerini paylaştılar, ancak ressamların üç boyutlu mekan yanılsamasını yaratma sorunu vardı. Doğadan ve klasik modellerden çalışmak dışında bu ressamlar, iki boyutlu yüzeylerde tasvirleri göstermek için perspektif kuralları geliştirmişlerdir. Tek noktaya kaçan çizgisel perspektif bunlardan en önemlisidir. Masaccio bu resimde Brunelleschi’nin yakın zaman önce tanımladığı tek noktaya kaçan çizgisel perspektifi kullanmıştır.

Masaccio, 1427 yılında Floransa’dan ayrılarak Roma’ya gider ve burada 1428 yılında hayata veda eder. Günümüze gelen az sayıdaki eseri, 27 yıllık ömrünün sanatla dolu olarak geçtiğini ve onun dehasını ortaya koymaya yetmektedir.

Fra Angelico (y.1395/1400- 1455):
Asıl adı Guido di Pietro’dur. Ancak, bir din adamı olduğundan bu isimle anılır. 1400- 22 arası bir tarihte Dominiken keşişi olmuştur. Gotik geleneğe bağlı Lorenzo Monaco adlı bir ressamın yanında yetişmiştir. Renk duyarlılığını onun yanındaki eğitimi sırasında kazanmış olmalıdır. Hayatının büyük bölümünü manastırlarda geçirmiş ve resimlerini burada üretmiştir. Bir din adamı olarak geleneklere daha bağlı ve muhafazakar bir kişilik olması beklenebilir. Oysa Masaccio’nun resim sanatına getirdiği yeniliklerin farkında olduğu anlaşılmaktadır. Özellikle de mekanın sunumu konusunda bu yeni verilerden yararlanmıştır. Fra Angelico, din adamı kimliğiyle ressam kimliğini başarılı bir şekilde kaynaştırmıştır.
Meryem’in Taç Giymesi (y.1430- 1435, Ahşap Üzerine Tempera) adlı resminde figürlerin dizilişi, zeminde tek merkeze doğru kaçan karoların dizilişi, çok basamaklı yüksek tahtın mimari bir unsur olarak ele alınışı, arka planda mavi kullanılması hep mekan duygusunu arttıran unsurlardır.

Bu resimde Fra Angelico’nun renk duyarlılığı açık bir şekilde gözlenebilir. Din bilimi, kiliseyi Meryem olarak tanımladığına göre Meryem’in taç giymesini gösteren sahne, aynı zamanda kilisenin zaferinin sembolik bir sunumudur. Bu fikir, özellikle papalığın gücünü arttırmak ve onu eleştirilerden korumak amacında olan Dominikenler tarafından ortaya atılmıştır. Bir sunak resmidir ve predel kısmındaki bir sahnede Aziz Dominik, kilisenin duvarlarını desteklerken gösterilmiştir. Bu da onun kiliseye yönelik saldırılara karşı kiliseye verdiği desteği simgelemektedir.1436 tarihli Yakarış (108x165cm., ahşap Üzerine Tempera) Giotto’nun aynı konulu resminin kompozisyonuna göndermeler içermektedir. Ancak hareketler daha gerçekçidir ve özellikle arka plan daha zengindir. Sağ tarafta yer alan şehir surları perspektifli bir unsur olarak resme derinlik kazandırmaktadır. Ufuk çizgisi oldukça yukarıdadır. Resmin sağ tarafında ise doğa yalın bir şekilde tanımlanmıştır.

Uccello, Tufan
Uccello – San Romano Savaşı Sol Pano

Fra Angelico, 1439 yılında Floransa’sa San Marco Manastırı’na girmiş ve orada yaşamaya başlamıştır. Manastır duvarına yaptığı dinsel konulu resimler onun sanatının doruk noktasıdır. Burada din adamlarının yaşadığı ya da ibadet ettiği çeşitli hücre şeklinde odalara çarmıha gerilme, meryeme müjde gibi konulardan oluşan duvar resimleri yapmıştır.

Yaklaşık 1450 yılına tarihlenen Meryem’e Müjde (216x321cm., Fresko), mimari, mekan, figür ve ayrıntılı doğa tasviri gibi özellikleriyle önem kazanır. Bu konunun iki ayrılmaz figürü olan Melek ve Meryem, perspektifli olarak sunulmuş bir revak içerisine yerleştirilmiştir. Resmin sol tarafında uzaklara giden bir doğa kesiti vardır. Titizlikle işlenmiş olan doğa, aynı zamanda Meryem’in bekaretini simgelemektedir.

Fra Angelico’nun Çarmıhtan İndiriliş triptiği, onun renk duyarlılığı, doğanın titiz işlenmesine verdiği önem ve mekan duygusunu arttıran mimari unsurlar ile arka planda mavi rengi kullanması gibi özelikleriyle dikkat çeker. Figürlerin yalın ve dingin sunumu da ayrıca önemlidir.

Paolo Uccello (y.1397- 1475):
Erken yaşta heykeltraş Ghiberti’nin yanında çırak olarak çalışmaya başlamıştır. 1414 yılında sanatçılar loncası St. Luke’a yazılmıştır. Erken çalışmalarından birisi, Sta. Maria Novella Kilisesi’nin chiostroverde olarak tanınan arkadlı avlusundaki yaradılış konulu freskleridir.

1447- 8 tarihinde yaptığı tahmin edilen Tufan sahnesi bunlardan birisidir. Bu resim, Uccello’nun abartılmış perspektife duyduğu ilgiyi yansıtmaktadır. Buradaki yalın ve anıtsal figürler de dikkat çekicidir.

1436’da Floransa Katedrali için, 14.yüzyıl sonunda Floransa ordusuna komuta etmiş olan İngiliz paralı asker Sir John Hawkwood’u at üstünde gösteren 732x404cm boyutlarında büyük bir fresk yapmıştır. Uccello burada, kısaltılmış perspektif (rakursi) ve üç boyutlu figür sorunu doğrultusundaki yeni verilerden yararlanarak anıtsal bir etki yaratmıştır. Koyu renk bir arka planın önünde, kitlesel bir kaidenin üzerinde atlı figür yer almaktadır.

Bu heykelsi figür, dönemin ressamlarının, heykeltraşların biçimlendirme sorunlarına duyduğu genel ilgiyi yansıtmaktadır. Resim aynı zamanda rakip Siena şehrinden Simone Martini’nin yüzyıldan fazla bir süre önce yapmış olduğu atlı figür çalışmasına bir gönderme, belki de bir cevap niteliğindedir.

Uccello – San Romano Savaşı Orta Pano
Uccello – San Romano Savaşı Sağ Pano
Uccello – Aziz George ve Ejderha
Piero Della Francesca – Son Akşam Yemeği

1455 tarihli Aziz George ve Ejderha (57×74 cm., Tuval üzerine Tempera) adlı resimde yine kısaltılmış perspektif kullanmıştır (at ve ejderha figürlerinde). Soldaki mağara mekana derinlik katar, onu sağ taraftaki bulut kitlesi karşılar. Rönesans resminin vazgeçilmez unsurları arasında denge ve simetri vardır.

1456’da en tanınmış çalışması olan ve üç ahşap panodan oluşan (herbiri yaklaşık 180x315cm.) San Romano Savaşı sahnelerini yapar. Floransalıların 1432’de baş düşmanları Sienalıları bozguna uğratmalarını canlandıran bu panolarda, savaş sahneleri yer almaktadır. Savaş sahneleri tarihi konulu resimlerin en önemli parçaları arasında yer alır. Tarihi konulu resimler ve savaş sahneleri sanat tarihinin en erken dönemlerinden itibaren varolmuştur. Kalabalık figürlü, ritim ve hareket unsurlarının ön plana çıktığı resimlerdir. Özellikle kısaltılmış perspektif kullanımı ile dikkat çekmektedir. Panolardan birisinde arka planda sürülmüş tarlalar ve bir doğa görünümü yer almaktadır. Bu görünüm Ambrogio Lorenzetti’nin İyi Yönetim freskindeki kırsal sahneyi andırmaktadır.

Piero della Francesca (y.1420- 1492):
Varlıklı bir ailenin çocuğu olan sanatçı, Floransa’ya yakın Sansepolcro’da doğmuştur ve eğitimini Siena okuluna bağlı bazı yerel ustaların yanında almıştır. 1439’da Floransa’da bir dizi fresk üzerine çalışmakta olan Domenico Veneziano’nun yanında bulunmuştur. Bu sırada erken rönesans Floransa sanatını tanıma fırsatını bulur. Özellikle perspektif konusunda yaptığı titiz çalışmalarıyla, 20.yüzyılda keşfedilmiş ve İtalyan rönesansının ustalarından birisi olarak kabul edilmiştir.

1450-55 tarihli İsa’nın Vaftizi (167x116cm., Ahşap) adlı resminde kesin bir sükunet hakimdir. Zengin ve ışık dolu manzara, sanatçının mekansal derinlik konusundaki ustalığını ortaya koymaktadır. İsa’nın vaftiz edildiği nehir, çevresindeki doğayı bir ayna gibi yansıtarak resmin derinliğine doğru uzanmaktadır.

1452’de Arezzo’da San Francesco Kilisesi için Kutsal Haçın Efsanesi konulu bir dizi fresk yapmıştır. Bu dönemde Papa II. Pius, Avrupa tarihinde son kez olarak batı prenslerini Kudüs’de kaçınılmaz egemenliğini kurmakta olan Türklere karşı bir haçlı seferi düzenlemeye çağırıyordu. Freskler, bu doğrultuda propaganda amaçlı olarak hazırlanmış olabilir. Yalın ve açık kompozisyon düzeni, titiz perspektif kullanımı ve dingin atmosferi ile bu resimler Piero della Francesca’nın en tanınmış çalışmaları arasında yer alırlar.

1450’lerin sonlarında Urbino Katedrali’nin kutsal mekanı için İsa’nın Kırbaçlanması konulu resmi yapmıştır. Piero, neredeyse matematiksel bir düzenlemeyle oluşturduğu bu resminde kusursuz bir perspektif sunmaktadır. Mimari ve zemin karolarının dizilişi, bu derinlikli mekanı tanımlamaktadır. Resimde sol tarafta resim yüzeyine doğru açılan bir mimarinin içerisinde antik bir sütuna bağlanmış olan İsa, Romalı askerler tarafından kırbaçlanmaktadır.

 

En solda İsa’yı yargılayan ve suçlu bulan vali Pilatus bir tahtta oturur vaziyette ve yandan gösterilmiştir. Sağ tarafta önde yer alan üç figürün arkasında gerilere uzanan bir sokak ve yapılar yer alır. Figürler antsaldır. Kumaş kıvrımları ve ışığın figür ve nesneleri tanımlayışı son derece başarılıdır. Piero della Francesca, resimlerinde ışığı çağdaşlarını aşan bir duyarlılıkla kullanmıştır.

Piero, yaklaşık 1470’de sanat tarihinin değişmez imgelerinden olan iki porteyi yapar. Bir diptik (iki kanatlı resim) olan çalışmanın sağ kanadında Federigo da Montefeltro, sol kanasında ise karısı Battista Sforza yer almaktadır. Yüzleri birbirine bakacak şekilde tam profilden resmedilmişlerdir. Bu yaklaşım, madalyonlar ve paralar üzerine işlenen kabartma portrelerin etkisini yansıtmaktadır. Battista Sforza’nın elbisesinin kumaşının ayrıntılı sunumu ve özellikle kolyesinin ışıkla tanımlanan dokusu dikkat çekicidir. Her iki resimde de ufuk çizgisi resmin ortasından geçmektedir ve portrelerin arkasında derinlikli bir manzara (uzaklara doğru kıvrılarak uzanan nehir ya da yollar bu arka planların ayrılmaz unsurlarıdır) yer alır. Portrelerde kişisel özellikler ön plana çıktığına göre, Piero herhangi bir idealizasyona başvurmamıştır.

 

Antoni Pollaiolo (1432- 1498):
Floransa şehrinin önemli atölyelerinden birisinin başında yer almaktadır. Kardeşi Piero del Pollaiolo ile birlikte pekçok çalışmaya imza atmıştır. Bu ortak çalışmalardan birisi, Floransa’da San Annunziata Kilisesi Pucci Şapeli için yapılan Aziz Sebastian’ın Öldürülmesi (292x203cm., ahşap üzerine tempera) konulu resimdir. 1475 tarihli olan resimde, ağaçtan bir direğe bağlanmış aziz Sebastian ve onu okla öldürmekte olan figürler derinlikli bir manzaranın önünde yer alırlar. Ön planda yer alan figürler konik bir kompozisyon içerisinde sunulmuştur.

 

Aziz Sebastian’ın başından, onu dairesel bir kompozisyon şemasıyla çevreleyen figürlere uzanan bu konik şema alışılmış üçgen kompozisyonun daha hacimli bir geometrik şemaya bürünmeye başladığını ortaya koymaktadır. Anatomi konusundaki titiz çalışmanın yanı sıra kumaş kıvrımlarının başarılı sunumu dikkat çekmektedir.Arka planda önce simetrik olarak resim yüzeyinin iki yanına yerleştirilmiş atlı figürler daha sonra mimari bir öğe ile (solda) doğa kesiti olan tepe (sağda) yer alır. Bu antik mimari kalıntı, adeta Petrarca’nın antik sanata olan duyarlılığını yansıtırken, ona simetrik olarak yerleştirilmiş doğa kesiti ise bir diğer hümanist yazar Bocaccio’nun doğaya olan duyarlılığını yansıtır. Bu iki hümanistin öğretileri tüm rönesans sanatçılarını derinden etkilemiştir. Mimari ve doğayla dengelenen bu planın ardından uzaklara doğru uzanan kıvrımlı nehir ile derinlikli manzara yer alır. Resmin oldukça yukarısında yer alan ufuk çizgisinin üstünde gökyüzü yer almaktadır. Giotto’nun son derece yalın üç plan düzenlemesiyle sunduğu devrim, 15.yüzyıl ikinci yarısına gelindiğinde temel olarak korunmuş, ancak birbiri içerisine girmiş farklı planlarla daha karmaşık bir hal almıştır.

 

Pierro Della Francesca – Yaşlı Adam ve Çocuk

Domenico Ghirlandaio (1449- 1494):
Bir kuyumcunun oğludur. Erken Floransa resminin önemli temsilcilerinden birisidir. Eğitimi ve erken kariyeri hakkında fazla bilgi bulunmamaktadır. Ancak çok sayıda çalışmaya imza atmış olması ve Michelangelo gibi isimlerin yetiştiği bir atölyeyi işletmesiyle dönemi için büyük önem taşımaktadır.

Floransa, San Marco Manastırı yemekhanesinde bulunan 1480 tarihli Son Akşam Yemeği freski (812 cm genişliğinde) onun en önemli çalışmalarından birisidir.

U şeklinde resim yüzeyine doğru açılan bir masanın etrafında dizili İsa ve havarilerin arka planında resmi ortadan yatay bir şekilde ikiye ayıran paravan yer almaktadır. Zemin karolarının dizilişi, figürlerin konumlanışı ve masanın yerleştirilişi dışında figürlerin arka planını sınırlayan paravanın üst kısmında tasvir edilen ağaçlar ve onların üzerinde uçan kuşların yer aldığı gökyüzü mekansal derinliği sağlamaktadır. Yahuda diğer figürlerden masa ile ayrılmıştır. Figürlerin gölgeleri arkalarındaki paravana düşmüştür. Resimde genel bir dinginlik söz konusudur. Böyle dini bir konunun arka planında, sıradan bir doğa olayı gerçekleşmekte ve belki de göç etmekte olan kuşlar anlatılmaktadır. Bu durum, rönesans sanatçısının doğaya verdiği önemi ortaya koymaktadır. Resimde ayrıca, konuyla bağlantılı çok sayıda sembolü içeren nesne ve hayvan yer almaktadır.

Domenico’nun en tanınmış çalışmalarından birisi Yaşlı Adam ve Çocuk adlı portre (1488, 62x46cm., Ahşap Üzerine Tempera) çalışmasıdır. Kırmızı kostümü içerisindeki yaşlı adam, beyaz saçları, urlu burnu, yüzündeki kırışıklıklarla elini omzuna uzatan küçük çocuğun gözlerine bakmaktadır. Sağ alt kısımda yer alan küçük çocuk ise saf bir tazeliğe sahiptir ve yaşlı adamın gözlerine bakmaktadır. Resimde, hayatın başlangıç evresindeki genç figürle, son aşamasındaki yaşlı figürün dokunaklı birlikteliği, hayatın gelip geçiciliğini vurgulamaktadır. Zaman hızla akmakta, bireyi ezmekte ve deforme etmektedir. Yaşlı adamın arka planında koyu renk bir duvar bulunmakta, çocuğun başının üzerinden dışarı açılan pencereden ise uzaklara kıvrılan yol ile derinlikli bir manzara yer almaktadır. Arka planın bu düzenlenişi de resmin içerdiği felsefi temayı pekiştirmektedir. Hayatla, insanla ilgili hümanist bir konudur ve Lorenzo Medici belki de bu resimden esinlenerek şu dizeleri yazmaktadır:

Ne güzeldir gençlik,
Fakat uçar gider,
Eğer mutlu olmak istiyorsan şimdi ol;
Yarın ne olacak bilinmez.

Botticelli, Venüs ve Mars
Boticelli, Venüs`ün Doğuşu

Sandro Botticelli (1445- 1510):
15.yüzyıl sonlarında, Giotto’dan beri figür ve nesneleri anıtsal ve üç boyutlu verme doğrultusunda süregelen arayışla çelişen sanatsal bir kişilik ortaya çıkar. Botticelli resimlerini ton karşıtlıkları yerine çizgi güzelliği üzerine kurmuştur. Resimlerinde dikey, yatay ve kıvrımlı çizgileri uyumlu bir şekilde kullanmıştır. Bu yeni yaklaşım belki de, patronu olan Lorenzo Medici’nin etrafında gelişen yeni Platoncu felsefeyle bağlantılıdır.

Botticelli, erken rönesanstan yüksek rönesansa geçişi simgeleyen bir sanatçıdır. 1465’de Fra Filippino Lippi’nin yanında çıraklık etmiştir. Erken çalışmalarında Lippi ve Pollaiolo’nun etkileri vardır. Bu dönemde çok sayıda Meryem ve Çocuk İsa resmi yapmıştır. Bu resimlerinde kendine özgü üslubunun ve güzellik anlayışının yansımaları vardır.

1470’de, kendi atölyesini açtığı tarihte yaptığı Metanet (87x167cm.) adlı alegorik resim, Arte di Mercanzia salonuna konmak üzere yapılmış yedi erdemi simgeleyen resimlerden birisidir. Bu resimde Pollaiolo’nun etkileri görülmektedir. 1473 tarihli Aziz Sebastian resminde de Pollaiolo etkisi vardır. Bu resimde ufuk çizgisi çok alttadır ve derinlikli bir manzara yer almaktadır.

Onun en çarpıcı resimlerinden birisi Medici ailesi için yaptığı Kahin Kralların Secdesi adlı resimdir. Bu resimde Medici ailesinin üyeleri de yer almaktadır. Vakıfçı figürlerinin dini konulu bir resme dahil olması daha önceden var olan bir gelenekti. Resimde sol tarafta yer alan antik mimari kalıntı, kalabalık figürlerin dizilişi ve ayrıntılı doğa tasvirleri, konunun dinsel niteliğini ikinci plana itmektedir.

Dinsel konuların dışında çok sayıda portre de yapmıştır. Madalyonlu Adam bunlar arasında en tanınmış olanıdır. Ancak Botticelli’nin en tanınmış resimleri mitolojik konulu olanlardır. Çoğunu Medici ailesi için yaptığı bu resimlerin belki de en tanınmış olanı, İlkbahar’dır. Rönesans döneminde resmin konusu çeşitlenmiştir. Mitolojik konular da yaygınlaşmıştır. Sanat patronluğunun kilisenin tekelinden çıkarak sivil kent soylu varsıl ailelere yayılması, konu çeşitlenmesinin temel itici gücü olmuştur. Resmin orta kısmında aşk tanrıçası Venüs yer almaktadır. Sağda Zefir ve bahar perisi Flora bulunmaktadır.

Botticelli, İlkbahar
Boticelli, Pieta

Zefir, Flora’yı ilkbahar zamanına dönüştürmektedir (Flora transparan giysili halinden, üzeri bitkilerle donatılmış giysili haline geçmiştir). Sol kısımda Paris ve üç güzeller yer almaktadır. Paris’in seçimi konusunun anlatıldığı bir konu işlenmektedir. Venüs’ün üstünde yer alan aşk tanrısı Eros gözleri bağlı bir şekilde okunu Paris’e fırlatmaktadır. Resim Pier Francesco Medici’nin Castello’daki villası için yapılmıştır. Botticelli’nin kendine özgü ideal güzellik anlayışı dikkat çekmektedir.Figürlerde çizgisel güzellik ön plandadır.

Botticelli’nin resimlerinde perspektif ve anatomiden çok çizgi güzelliği ve uzatılmış oranlar önemlidir.Botticelli’nin resimlerinde perspektif ve anatomiden çok çizgi güzelliği ve uzatılmış oranlar önemlidir. Ayrıca doğa son derece ayrıntılı bir şekilde işlenmiştir. Arka planı sık bir bitki örtüsü sınırlamakta ancak aralardan mavi gökyüzü görülebilmektedir.

Yaklaşık olarak 1480’e tarihlenen Kentauros ve Minerva adlı resminde mitolojik figürler, Medici ailesinin uslanmaz Napoli sarayını ya da Pazzi ailesini dizginlemesini sembolize etmektedir. Mitolojik bir konu siyasi anlamlar içermektedir. Yarısı at yarısı insan vücutlu olan Kentauros, mitolojide zaptedilmez, huysuz yaratıklar olarak bilinir. Minerva ise Roma’nın başlıca üç tanrıçasından birisidir. Resimde, Kentauros’un arka planını bir kayalık sınırlanırken, Minerva’nın arka planında deniz ve sahil uzanmaktadır. Botticelli’nin ayrıntılı işçiliği ve çizgiye önem veren yaklaşımı burada da görülmektedir.

Bu resimle yaklaşık aynı sıralarda yapılmış olan Venüs ve Mars (173x69cm.) bir diğer mitolojik konulu resimdir. Savaş tanrısı Mars, Venüs tarafından alt edilmiştir. Venüs’ün güzelliği karşısında giysilerini ve silahlarını bırakmış ve kendinden geçmiştir. Küçük melekler Mars’ın elbise ve silahlarıyla oynamaktadır. Resmin iki yanında karşılıklı uzanan figürlerden Venüs giyinik Mars çıplaktır. Her iki figürün arka planında yer alan sık bitki örtüsünün yerini resmin orta kısmında derinlikli bir manzara alır. Dönemin yeni Platoncu felsefesiyle bağlantılı olarak aşk teması, mitolojik bir konu içerisinde ele alınmıştır.

Venüs’ün Doğuşu, yaklaşık 1485 tarihlidir (173x 279cm.). Resmin orta kısmına bir istiridye kabuğu içerisinde Akdeniz’in köpüklerinden doğmakta olan Venüs çıplak olarak tasvir edilmiştir. Bu figür, Botticelli’nin çizgi güzelliği uğruna oranlarını bozmaktan çekinmediği ideal güzel anlayışının bir yansımasıdır. Figürün Medici ailesinin koleksiyonundaki bir antik tanrıça heykelinin yorumu olduğu söylenmektedir. Resmin sol kısmında rüzgarları simgeleyen figürler Venüs’ü karaya doğru sürüklemektedir. Sağ tarafta, karada ise üzerine bir kumaş savurmakta olan bir peri (nymph) yer almaktadır. Resmin sağ tarafında yeşil bir sahil şeridi uzanırken, kalan kısmı resmi ortadan yatay olarak bölen ufuk çizgisine değin uzanan denizdir.

Hayatının sonlarına doğru Botticelli, tekrar dinsel konulara dönmüştür. 1490 sonrasına tarihlenen Pieta (140x207cm.), hareket ve yüz ifadeleri, renklerin dengeli kullanımı, İsa’nın cansız bedenin başarılı anatomisi ve sınırlı arka planı ile dikkat çeker. Bu arka planı koyu renk bir boşluk delmektedir.

 

1500 tarihli Mistik Doğum (75x109cm.), üslubundaki değişimi açıkça ortaya koyar. Ayrıntıcı ve renkçi bir çalışmadır.

 

Doç. Dr. Mehmet Üstünipek

Facebook Login

You must be logged in to post a comment Login