14.yüzyıl İtalyan Resmi

14.yüzyıl İtalyan Resmi

14.yüzyıl İtalyan Resmi

Trinita Madonnası 1260-80
Tahtta Meryem 1311

14.yüzyıl İtalyan Resmi: “Trecento” (Siena ve Floransa) Erken Rönesans 15.yüzyıla denk gelmektedir. Ancak 15.yüzyıl öncesinde hrıstiyan resim sanatının kendine özgü bir gelişim çizgisi olmuştur. Hristiyan resim sanatı katakomblara yapılan duvar resimlerinden, Bizans mozaik ve ikonalarına, gotik bir kilisenin vitraylarından minyatürlü el yazmalarına kadar yüzyıllar boyunca çeşitli malzeme ve tekniklerde uygulanmıştır. Doğu ve Batı hristiyan gelenekleri farklı yollardan ilerlemesine rağmen etkileşim kaçınılmazdır. Bizans’ın ikona ve mozaikleri, batının minyatürleri ve vitrayları hristiyan resim sanatının gelişim alanları olmuştur. Bu etkileşim tarihsel olaylar sonucunda tek bir kaynağın beslenmesine ve trecento döneminde İtalya’da yeni bir resim dilinin oluşmasına olanak sağlamıştır. 14.yüzyılda Bizans’ın güç kaybetmesiyle İstanbul’da bulunan önemli ustalar batıya, güçlenip zenginleşen İtalya kentlerine gitmeye başlamışlardır. Bu gelişmede giderek artan Osmanlı tehlikesinin de etkisi vardır.

Bizanslı ustaların etkileriyle daha 13. yüzyılda Pisa, Lucca, Siena gibi İtalyan şehirlerinde bazı değişimler yaşanmıştır. Değişimin yaşam alanı İtalyan kiliselerine konmak üzere yapılan sunak resimleridir. Ahşap üzerine tempera tekniğiyle yapılmışlardır. Bizans ikonaları ve mozaiklerinin etkileri son derece belirgindir. Bizans resmi İtalyan sanatçıları kompozisyon, biçim, konu olarak etkilemiştir. Bizans resminde çarmıha gerilme, Meryem ve çocuk İsa, azizler, İsa’nın mucizeleri gibi dinsel konular işlenmektedir. Resimlerde arka plan altın yaldızla kaplıdır, mekan duygusu gelişmemiştir, mimari ve doğa resimlerde dekoratif bir öğe gibi durmaktadır. Figürler çizgiseldir, hacim duygusu çok fazla gelişmemiştir, kumaş kıvrımları inandırıcı değildir ve hareketler donuktur. Bununla birlikte Bizans resminin verileri trecento resminin temellerini oluşturmaktadır.

Rönesans resminin bir diğer önemli kaynağı antik sanat ve belki de inceleme fırsatı buldukları bazı Roma duvar resimleridir. Roma duvar resimlerinde bilimsel bir temele dayanmaksızın sanatçının algılayışına göre biçimlenen derinlik ve mekan etkisi ve figürlerin kimi deformasyonlara karşın gerçeğe yakın ele alınışları dikkat çekicidir.

Trecento bir değişim dönemidir. Bu dönemde resim sanatında hem ahşap panolar hem de duvar resimleri vardır. İtalya’nın orta kısımlarındaki Toscana bölgesinde yer alan Floransa ve Siena kentleri, resim sanatında rönesansa zemin hazırlayan ilk büyük ustaları yetiştirmiştir. Kentler artık örgütlenmelerini tamamlamış, ticaret, bankacılık ve tarım yoluyla belli bir zenginlik ve refah düzeyi ulaşmışlardır. Din önemini korumakla beraber yönetimde sivil otorite söz konusudur. Örneğin Siena kentini 9 kişiden oluşan bir konsül yönetmektedir. Siyasi ve toplumsal örgütlenmesini sağlam temellere oturtmuş, ekonomik açıdan belli bir refah düzeyine erişmiş İtalya kentlerinde sanatın kaçınılmaz olarak gelişme ortamı bulmuştur.

İsa`ya Ağıt 1305
Rucellai Madonna 1285

Floransa’nın ilk büyük ustaları ve önemli sanatçıları Cimabue ve Giotto’dur. Siena resmi de Duccio, S.Martini ve A.Lorenzetti’yle trecento resmine katkı sağlamıştır.
Cimabue (1240?-1302?):
Cimabue Bizans geleneklerine bağlı bir şekilde çalışmaktadır. Ancak aynı zamanda resim sanatına yeni bir duyarlılıkla yaklaşmaktadır. Bugün Washington National Gallery’de bulunan ve Meryem ve çocuk İsa’yı tahtta gösteren bir Bizans ikonası, Cimabue’nin hangi kaynaktan yararlandığını açıkça ortaya koymaktadır. Bu ikonanın 12.yüzyıl sonlarında Bizans etkisiyle çalışan Sicilyalı bir usta tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Kuzeyden ve güneyden İtalya yarımadasına ulaşan Bizans etkilerinin bir diğer örneğini ise, Venedik’te San Marco Kilisesi’nde bulunan ve 12.yüzyıl son çeyreğine tarihlenen son akşam yemeği konulu mozaik oluşturmaktadır. Figür mekan ilişkilerindeki acemiliğe ve yüzeysel anlatıma karşın ilginç bir örnektir.

Cimabue’nin yenilikçi tutumunu ortaya koyan yapıtların en dikkat çekici olanı 385x223cm’lik ahşap üzerine tempera tekniği ile yapılmış Meryem ve Çocuk İsa’dır. 1285’ten sonraya tarihlenmektedir. Bugün Floransa, Uffizi müzesinde yer alan bu resime Trinita Madonnası adı da verilir. Çünkü uzunca bir süre aynı isimdeki kilisede (Sta Trinita) bulunmuştu. Resmin en etkileyici yanı, Meryem’in üzerinde oturduğu antik mimari öğeleri barındıran anıtsal tahttır. Taht başlı başına bir mimari öge olarak resmi kaplar ve mekan hissi uyandırır. Melekler, Meryem ve çocuk İsa ve en altta yer alan 4 peygamber, hep mimari-figür ilişkisini ortaya koyarlar. En altta tahtın ayakları dibindeki boşlukta 4 peygamber yer alır. Bu figürler ışık ve gölge etkileriyle heykelsi bir anlayışta hacimlendirilmişlerdir. Ellerindeki rulo kağıtlar Meryem’in bakireliğini ve İsa’nın kurtarıcılığını simgelemektedir. Tahtın iki yanında 4’er tane melek yer alır. Kanatları ve haleli başların hareketleri resme ritim duygusu ve devinim kazandırır.

Tahtta kucağında çocuk İsa ile Meryem oturmaktadır. Elbisesinin kıvrımları ve dökümü figüre hacim kazandırır. Tüm yeniliklerine rağmen yine de arka planda altın yaldız kullanılmaya devam etmiştir. Bu durum, resmin derinlemesine gelişimini engellemektedir. Bu yüzden figürler az hacimli, neredeyse yüzeysel bir mekanda sıkışmış durumdadır. Mekansal boşluk sınırlıdır, ancak Cimabue’nin bunu gidermek için attığı adım (tahtın mimari bir mekan olarak değerlendirilişi ve figürlerin bu mimari unsurla ilişkiler, ayrıca kumaş kıvrımları ve hafif gölgelemelerle figürlerdeki hacimlenme) onu izleyenler için bu adımı daha ilerilere taşıma fırsatını yaratmıştır.

Front Central Panel 1308 – 11
Kuşlara Vaaz 1295 – 1300

Duccio (1255/60-1318/19):
Siena 14.yy’ın en önemli kentidir. Floransa ile rekabet halinde olan kent, bankacılık ve ticaretle zenginleşmiştir. Kentin insanları yaşadıkları kentin güzelleşmesine önem vermişlerdir. Sanata yönelik siparişler de artmıştır. Bu ortamda trecento Siena okulunu oluşturan pekçok önemli ressam belirmiştir. Duccio bunların en dikkat çekicilerinden birisidir. Onun resimlerinde de Bizans geleneği izlenebilmektedir. Ancak Duccio, Cimabue’nin verilerini daha ilerilere taşıyabilmiş bir ressamdır.

Floransa ve Siena birbirlerine yakın şehirler ve kariyerinin başlangıcında Duccio Floransa’da Cimabue ile birlikte ortak çalışmalar yapmıştır. Duccio, Cimabue’nin resme getirdiği yenilikleri doğrudan bu sanatçıyla çalışarak öğrenmiştir. İlk önemli eseri Rucellai Madonnası Sta.Maria Novella Kilisesi’ndeki Rucellai şapelinde asılı bulunduğu için bu adı almıştır. Bugün Uffizi müzesinde Cimabue’nin resmiyle aynı salonda bulunmaktadır. 450x290cm boyutlarındadır. Cimabue’nin resminden daha önce yapılmış olabilir ancak yine Cimabue’nin Louvre’da bulunan benzer kompozisyonlu Maesta’sına benzemektedir. Resmin çerçevesinde, içinde aziz resmi bulunan dairevi madalyonlardan, çocuk İsa’nın vaftiz işareti yapan kolunu uzatışına değin Louvre’daki Maesta’yla (o sırada Pisa’da St.Francesco kilisesindeydi) önemli bir takım benzerlikler vardır. Ancak Duccio’nun kompozisyonu daha rahattır. Cimabue’nin resimlerindeki yığılma onun resimlerinde yoktur.

Taht daha az anıtsal ancak yine mekan hissi veren bir mimari unsur olarak önem taşımaktadır. Tahtta Meryem oturmuştur, iki yanda diz çökmüş üç melek yer alır. Meryem’in üzerindeki kumaşın altın yaldızlı kenar şeridinin kıvrımlı hareketi dikkat çekicidir; figüre hareket duygusu kazandırmaktadır. Tahtın arkasında yer alan kumaş kıvrımları da çok başarılı ve gerçekçidir. Duccio’nun resminde arka planda yine altın yaldız kullanılmıştır.

Duccio’nun bir diğer önemli çalışması, Fransisken Madonnası’dır. Küçük boyutlu bir resimdir (23,5x16cm) ve Siena’da Resim Müzesi’nde (Pinacoteca) bulunmaktadır. Meryem ve çocuk İsa tahtta oturmaktadırlar. Sol alt köşede Meryem’in ayaklarının dibinde diz çökmüş üç din adamı vardır. Çocuk İsa’nın kol hareketi ve bakışları ile Meryem’in genellikle çocuğunu tutan sağ elini aşağı doğru bırakışı, izleyicinin ilgisini resmin bu köşesine doğru yönlendirir. Diğer örnekler kadar görkemli olmayan taht, yine mimari bir öğe olarak yer almaktadır. Kumaşın parlak kenarı da yine çizgisel bir öğe olarak figüre hareket duygusu kazandırır. Resmin üst kısmında iki yanda 2’şer melek bulunmaktadır. Bunlar sahnenin arka planını oluşturan mavi küçük kareli kumaşı tutarlar. Bu nedenle altın yaldız yerini mavi bir fona bırakır ve bu resmin derinlik kazanmasına zemin oluşturur. Fransiskenler Madonnası, arka plandaki mavi fon oluşturan kumaşıyla dikkat çekicidir.

Maesta 1317
Balkondan Düşen Çocuğun Mucizesi

Ancak, Duccio’nun başyapıtı Maesta’dır. Maesta, Meryem’i kucağında çocuk İsa ile birlikte tahta oturmuş durumda, meleklerle ve bazen azizlerle çevrelenmiş durumda betimleyen ikonografik sahneye verilen isimdir. Duccio di Buoninsegna, Siena kentinin yöneticileri tarafından bir sunak resmi yapmakla görevlendirilmiş ve 32 aylık bir çalışmadan sonra eseri tamamladığında, ruhban sınıfı ve sivil otoritelerin önderliğinde atölyesine gelen halk bu başyapıtı büyük bir gururla ve zafer edasıyla katedrale taşımıştır. Sipariş aldığı anlaşma 1308 yılında imzalanmıştır. Siena katedraline konmak için yapılmıştır. Bugün katedralin müzesinde bulunur. Çok parçalı bir resimdir (poliptik) ve İsa’nın hayatından çeşitli sahneleri içeren küçük panolar ve 370x450cm. ebadındaki melekler ve azizlerle çevrili Meryem ve Çocuk İsa panosundan oluşur. Bu panonun predel kısımlarında da Meryem’in hayatından sahneler vardır.

Büyük panoda, ortada mimari bir biçim olarak beliren tahtta oturan Meryem ve çocuk İsa vardır. İki yanda azizler e meleklerden oluşan kalabalık bir grup yer almaktadır. Bu figürlerin her biri farklı jest ve hareketlerdedir. Herbirinin kim olduğunu belli eden sembolleri vardır. Kumaş kıvrımları ve hareketler çok başarılı bir şekilde sunulmuştur. Duccio’nun ustalık eseridir. Detaylar son derece başarılı bir şekilde işlenmiştir. Altın yaldız yine bol kullanılmıştır. Bu panonun predel kısmında İsa’nın hayatının erken dönemlerinden; Meryem’e Müjde, İsa’nın Doğumu, Kralların Secdesi, Mabede Takdim, Mısır’a Kaçış gibi sahneler yer almaktadır. Bu sahnelerde mekan duyarlılığı belirgin bir şekilde gelişme göstermiştir. Figürler ışık-gölge, kıvrımlı kumaşlar ve doğal hareketleriyle gerçekçi bir şekilde sunulmuştur.

Bu durum, İsa’nın hayatından sahneler ve çektiği acıların anlatıldığı panoda da geçerlidir. Kudüs’e giriş sahnesinde mimari ve doğa daha dikkatli bir şekilde gözlenmiş, renkler daha canlı bir şekilde sunulmuştur. Ayrıca ifadeler giderek önem kazanmaktadır. Çarmıha gerilme sahnesinde bu ifade üst noktaya çıkmıştır.

Maesta’da Duccio, anlatım dilini yeni verilerle kaynaştırmayı başarmıştır. Şematik anlatım yoktur. Resmin genelinde mekanın, figürlerin, ifadenin gerçekçi sunumu aranmıştır.

Guido Riccio da Fogliano 1328

Simone Martini (y.1284-1344):
Simone Martini’nin hayatının ilk dönemleriyle ilgili çok az bilgi vardır. Gençliğinde, Fransa’ya gittiği ve daha akla yakın olarak, Duccio’nun stüdyosunda çalıştığı şeklinde varsayımlar mevcuttur.

Onun bilinen ilk çalışması Maesta’dır. Belgeler Siena şehrinin halk sarayına (Palazzo Pabblico) yapılmış olan bu freskin 1315 yılında tamamlandığını ortaya koyar. Bu dönemde Duccio hala hayattadır ve böyle bir usta aktifken Simone Martini’nin Siena kenti tarafından verildiği bilinen ilk önemli siparişi almış olması onun bu tarihten önce ün kazanmış olduğunu akla getirir. Maesta’dan önceki yıllara tarihlenen ve Simone Martini’ye atfedilen iki resim Duccio’nun etkilerini anımsatır. Yaklaşık 1305-10 yıllarına tarihlenen Merhamet Eden Meryem resmi 154x88cm boyutlarında ahşap üzerine tempera tekniği ile yapılmış bir resimdir. Resim Simone Martini ve Memmo di Filippuccio’ya atfedilir. Altın yaldızlı bir fon üzerinde büyük Meryem figürü yer almaktadır. Kırmızı elbisenin üzerine giydiği kenarları işlemeli siyah pelerinini iki yana açan Meryem böylece, aralarında din adamları, zenginler ve kentliler bulunan Siena halkını koruması altına almıştır.

Maesta öncesi bir diğer resim yine Siena Resim Müzesi’nde bulunan Meryem ve Çocuk İsa’dır ve yaklaşık 1312-13 yıllarına tarihlenir. Bu resim aralarında Duccio’nunkilerin de bulunduğu erken örneklerle benzerlik göstermektedir.

Ancak Simone Martini’nin ilk büyük eseri Maesta’dır. Ducio’nun Maesta’sından, Meryemi cennetin kraliçesi olarak taçlandıran ana temayı almış olmakla birlikte, kompozisyon ve tarz olarak farklı bir örnektir. Bir duvar resmidir ve 1313-15 arasında yapıldığı bilinmektedir. Siena Komünü tarafından sipariş edilen resim kalın bir bordürle çerçevelenmiştir. Bu bordürün içerisinde, Siena şehrinin amblemini çevreleyen süslemeler arasında 20 adet dairevi madalyon vardır. Bunların içinde İsa, havariler, peygamberler ve kilisenin doktorları yer alır. Resme derinlik veren koyu renk arka plan, resimsel mekanı tanımlayan unsurların yerleşmesine kolaylık sağlamıştır. Bu unsurlar figürlerin altında yer aldığı ve Meryem’i çerçeveleyen azizlerin tuttuğu direklerle ayakta duran büyük tente ile resmin ortasında yer alan ve üzerinde Meryem’in oturduğu gotik etkili bir tahttır. Resmi oluşturan bu üç öğe; koyu renk arka plan, tente ve taht resimsel mekanı tanımlar. Bu mekan içerisinde resmin ortasında tahtta oturan Meryem ve çocuk İsa yer alır. Anıtsal tahtın iki yanında neredeyse simetrik olarak yerleştirilmiş figürler bulunmaktadır. Figürler dörtgen bir kompozisyon içerisindedir ve Duccio’ya göre daha kişisel tiplerdir. Ayrıca her birinin sembollerinden hangi aziz oldukları çıkartılabilir. Tentenin direkleri ve tahtın sivri tepeliklerinin yanısıra kutsal figürlerin haleleri de resme ritm ve hareket duygusu vermektedir. Tentenin üzerindeki lekeler dışında elbiseler ve haleler lekesel değerler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

Meryeme Müjde 1333

1317’de Napoli’de Toulouse’lu Aziz Ludovico’nun Napoli Kralı Roberto’ya Taç Giydirmesi konulu altar panosu yapmıştır. Altta 5 sahnenin yer aldığı predel kısmında Aziz Ludovico’nun hayatından sahneler yer alır. Arka planda altın yaldız kullanılan resimde gösterişsiz tahtında oturan Aziz Ludovico, Napoli kralına taç giydirmektedir. Pelerininin kenarında yer alan kalın şeridin kıvrımları azizin sağ elinde tuttuğu asanın dikey çizgisiyle dengelenir.

1328’de Siena halk sarayında Maesta’nın karşı duvarına başka bir fresk yapar. Bu fresk aynı yıl Montemassi kalesini (ki resmin sol tarafında tasvir edilmiştir.) ele geçirmiş olan General Guido Riccio’nun at üzerinde bir portresidir. Batı resminin bilinen ilk atlı süvari portresidir. Resmin sağ kısmında kuşatma sırasında savunma ve saldırı amaçlı kullanılan (battifolle) hareketli, tahtadan kale maketi yer alır. En sağda altta ise Siena ordusunun kamp yeri görülmektedir. İki kale arasında, atının üzerinde görkemli kumaşlarla kuşanmış, muzaffer ve mağrur komutan yer alır. Koyu renk arka plan, tepeler ve mimari öğeler ve nihayet önde portre yer alır. Simnoe Martini figürün heykelsi sunumuna gösterdiği özen dikkat çekicidir. Aynı zamanda ön planda yer alan figürün arkasında doğa ve mimari ile oluşan ikinci bir plan ve nihayet mavi renk fonun kullanımı Giotto’nun getirdiği yeniliklerin bir değerlendirilmesidir.

Simone Martini’nin bir diğer önemli resmi Beato Agostino Novello’dur. Bu resme konu olan Agostino Novello, 1235 yılında Sienalı bir babanın oğlu olarak Sicilya Terranova’da doğmuş; Bologna’da hukuk okuduktan sonra kral Manfredi’nin yargıç ve danışmanı seçilmiştir. Kralın ölümüyle agostino tarikatına katılır ve Siena’ya geçer. 1309’da Siena yakınlarındaki bir keşiş kulübesinde ölür ve kısa sürede Siena’lıların en çok saygı gösterdikleri kişilerden birisi olur. Pano (1328/ 200×256 cm.) bugün Siena Pinacoteca Nazionale’de bulunmaktadır. Resmin önceleri Sant’Agostino Kilisesi’nde, Agostino Novello’nun mezarı üzerine yerleştirilmiş bulunduğu bilinmektedir. Resim üç bölüme ayrılmıştır. Ortadaki diğerlerinden daha büyük olan bölümde Agostino Novello’nun tasviri bulunur, yandaki bölümlerde onun dört tane mucizesi küçük sahneler haline yer almıştır. Arka planda yaldız kullanımına karşın mimari ve doğanın mekansal sunumu ve figürlerin mekanla ilişkilerinin gerçekçi bir şekilde ele alınması dikkat çekicidir. Yan kısımlardaki sahnelerde Agostino Novello’nun mucizeleri anlatırken olaylar tek bir sahnede farklı anlarıyla aktarılmıştır. Bu nedenle bu sahnelerde mekansal birlik vardır ancak zamansal birlik yoktur. Bu anlatım tarzı böylesine hikayeci sahneleri için sinemasal bir çözüm üretmektedir.

Simone Martini 1333 yılında Siena Katedraline konmak üzere Meryem’e Müjde (Tebşir) triptiğini resmeder. Resim 5 bölümlü sivri kemerle oluşan görkemli gotik bir çerçeveye sahiptir. İki yandaki çerçeveler birer sütunla orta sahneden ayrılmıştır. Bu kısımlara Aziz Ansano ve Azize Margarit yerleştirilmiştir. Orta kısımda sağda yandan verilmiş bir tahtta oturan Meryem figürü, solda ise diz çökmüş melek yer alır. Bu figürler son derece zarif, çizgisel bir sunumun örnekleridir. Altın renkteki arka planın önünde yer alan ve ortalarında bekareti simgeleyen zambak bulunan bu iki figürün ifadeleri dikkat çekicidir. Melek Meryem’e İsa’yı doğuracağını müjdelemektedir ve Meryem’in bu haber karşısındaki şaşkınlığı aktarılmıştır.

Simone Martini ayrıca dinsel konuda çok sayıda poliptik yapmıştır. 1340’ta Avignon’da Papalık Sarayına yerleşen sanatçı orada Petrarca ile tanışmış ve 1344’te ölmüştür.

Ambroggio Lorenzetti (1319-47 arası faal olarak çalışmış):

1321’den önce Floransa’da çalıştığı bilinmektedir. Bilinen en erken resmi Floransa’dadır ve 1319 yılına tarihlenir. 1324’te Siena’da Çocuk İsa’yı Emziren Meryem resmini yapar. Meryem’in oğlunu tutuşu, başının eğilişi, çocuk İsa’nın hareketi dairesel bir etki yaratır. Oldukça sade, parçalı renkli yüzeyler dikkat çeker.

Ancak onun ve belki tüm Trecento’nun en görkemli yapıtı Palazzo Pubblico’ya 1337-39 arasında (Dokuzlar Odası-Sala dei Nove) yaptığı İyi ve Kötü Yönetimin Etkileri ve Alegorileri konulu duvar resmidir. Bu fresk salonun üç duvarını kaplamaktadır. İyi ve kötü yönetimin etkileri karşılıklı olarak geniş duvarlarda yer almaktadır. Dörtgen şeklindeki odanın dar yüzlerinden birisinde pencereler bulunmaktayken diğerinde iyi yönetimin alegorileri resmedilmiştir.

Gerek iyi yönetim gerekse kötü yönetim sahnelerinde resmin bir yarısında Siena şehrinin merkezi diğer yarısında kırsalı tasvir edilmiştir. İyi yönetimin şehir kısmında en üst sol köşede Siena katedralinin kulesi, aynı bugün olduğu gibi şehrin tipik taş binalarının arasından kendisini göstermektedir. Şehrin mimari kimliği olağanüstü bir duyarlılık ve çalışmayla gözler önüne serilmiştir. Bu kent mimarisi çeşitli noktalara kaçan bakış açılarını içermektedir. Kentin içinde mutlu sağlıklı insanlar, dans eden genç kızlar, yük taşıyanlar, tüccarlar, bir okul, öğretmen ve öğrenciler, çalışan esnaf v.s. tasvir edilmiştir. Duvarın diğer yarısında kenrin kırsal kesimi yer almaktadır. Panoramik bir kır manzarası uzanmaktadır. Tarlalarda çalışanlar, çapa yapanlar, yük taşıyanlar, ava giden soylular, sürülmüş tarlalar bu kır manzarasını doldurmuş durumdadır.

Kötü yönetim freski ise büyük ölçüde tahrip olmuş durumdadır. Tüm kente ve kırsal alanına iblisler, korkunç yaratıklar, zorbalık, işkence ve ölüm hakim olmuştur. Tarlalar çölleşmiş, her yer yıkıntılarla dolu durumdadır. Bu resim belki de ortaçağın taze anılarını akla getirmek istemektedir. Siena kentinin sivil yöneticilerinin bu toplantı odasında yöneticiliğin olumlu ve olumsuz etkileri çarpıcı bir şekilde sergilenmektedir. Sivil yöneticilerin böyle bir resmi sipariş etmeleri de, İtalya’da trecento ve sonrasında yaşanan gelişmelerin alt yapısı hakkında fikir vermektedir.

Giotto (1267-1337):

Giotto rönesans resminin müjdecisi kabul edilen son derece önemli bir ressamdır. Ustası Cimabue’nin yeni bir duyarlılığı ortaya koyan üslubunu oldukça ilerilere taşımıştır. Bu yönüyle resim sanatında devrim yapmış bir kişiliktir. Giotto’nun üç boyutlu gerçekçi sunuma yönelik devrimi, yüzeysel Bizans geleneğinin izlerini tamamen siler. Gerek Cimabue gerekse Giotto, dönemin en önemli entelektüel çehresi olan Dante’yle arkadaşlık kurmuşlardı ve Dante İlahi Komedya’nın bir bölümünde şöyle demekteydi:

“Bir zamanlar resim alanında Cimabue vardı.
Ve şimdi Giotto’nun sesi duyuluyor.”

Giotto’nun ilk önemli çalışması Assisi’de San Francesco Kilisesi’ndedir. 1266’da Aziz Bonaventura’nın yazmış olduğu Aziz Franceso’nun yaşamöyküsü temel alınarak 1296’da ısmarlanan freskler, 1296- 99 yılları arasında tamamlanmıştır. Resimlerde sık sık, mavi renkte arka planın önünde doğa ve mimariyi tanımlayan unsurlar yer almış, böylece mekanın gerçekçi sunumu konusunda önemli bir adım atılmıştır. Bizans geleneğinde arka plandaki altın yaldız, derinlik hissini yok etmekte ve resimsel mekanın gelişimine olanak sağlamamaktaydı, Giotto’nun resimlerinde altın yaldız yerini derinlik hissi veren ve resimsel mekanın gelişimine olanak sağlayan mavi renge bırakmıştır. Giotto ayrıca resimlerini derinlemesine gelişen üç plan halinde düzenleyerek mekan etkisini arttırmıştır: Ön planda konunun kahramanları olan figür ve nesnelerden kurulu kompozisyon, bu kompozisyonun arkasında sade bir şekilde betimlenen mimari ve doğa, ve en arkada gökyüzünü tanımlayan mavi fon. Resimsel mekanı bu şekilde kurgulayan Giotto, son olarak bu mekanın içinde gezinecek figürlerin hacimli (anıtsal) bir şekilde sunulmasına dikkat etmiştir. Kıvrımlı kumaşlar, gölgelemeler ve renk tonlamalarıyla olduğu kadar, hareketlerindeki doğallıkla da hacim kazanan figürler, mekanla uyum içerisindedirler.

Giotto’nun ikinci önemli fresk dizisi, 1305- 1306 arasında Padova’da Arena Şapel’de gerçekleştirdiği İsa ve Meryem’in hayatına ait sahnelerdir. Burada üslubunun olgunlaştığı görülür. Şapel Enrico Scrovegni tarafından yaptırıldığı için Scrovegni Şapel olarak da bilinir. Şapelin batı duvarını kaplayan Son Yargı freskinde Scrovegni de, elinde yapının bir maketiyle betimlenmiştir. Şapelin kuzey ve güney duvarlarında üç sıra halinde freskler yer alır. Meryemin ailesi Joachim ve Anna ile ilgili sahneler, Meryem’in yaşamı, İsa’nın yaşamı, mucizeleri ve çektiği acılar anlatılmıştır.

Mavi renkli arka planlar, dikkatle kurgulanmış mimari unsurlar, çok seyrek bitki örtüsü ve ağaçla örtülü olan tepecik ve kayalıklardan oluşan doğa ile birlikte konunun geçtiği sahne kurulmuştur. Anıtsal bir şekilde ele alınan figürler, birbirleriyle ilişki içerisindedirler, bu dünyaya ait insanların doğal ifadeleri içerisinde tasvir edilmişlerdir ve her biri farklı hareket ve jestlerde bulunmaktadır. Giotto, figürlerin ifadelerinin hareketlerle verilmesine dikkat etmiştir. Anna ve Joachim’in Altın Kapının Önünde Buluşması ve Ölü İsa’ya Ağıt gibi sahnelerde bunu izleyebiliriz. Ölü İsa’ya Ağıt sahnesinde, arka planda mavi zemin onun önünde doğa ve en önde İsa’nın cansız bedenini çevreleyen figür grubu yer alır. Gökyüzünde ifade yüklü ve her biri farklı hareket ve jestler içerisinde göz yaşı döken melekler vardır. Meryem oğlunun cansız bedenine sarılmıştır, Maria Magdalena İsa’nın ayaklarını tutmaktadır, yandan gösterilen Vaftizci Yahya üzüntüyle ellerini iki yana açmıştır. İfadenin hareketlerle verilmesi bu resimde tüm figürler için geçerlidir. İzleyiciye sırtı dönük olan iki figür, figür grubuna dairesel bir kompozisyon niteliği kazandırır.

Giotto’nun freskleri dışında 1305- 10 yıllarına tarihlenen ve Cimabue ve Duccio örneklerini izleyen Tahtta Oturan Meryem panosu (325x204cm.), onlardan ne denli farklı bir üslup geliştirmiş olduğunu ortaya koymaktadır. Arka planda altın yaldız kullanmasına karşın, Meryem’in oturduğu sivri tepelikli tahtın, bir nişi andıran oylumlu kemeri ve tahtın iki yanındaki kollukların izleyiciye doğru açılan perspektifli sunumları dikkat çekicidir. Birkaç basamakla zeminden yükseltilmiş olan taht, mekanı tanımlamaktadır. Meryem ve çocuk İsa tahtta oturmaktadır. Işığın Meryem’in elbisesinin kumaşını ortaya çıkartışı ve gölgelemelerle hacim kazanan figürler, resme hakim olan genel bir sadelik, önceki örneklerden farklılığı açıklayan unsurlardır. Tahtı çevreleyen melekler ve azizler için de aynı durum söz konusudur. Konu ve kompozisyon benzerliğine rağmen, Giotto’nun resmi Cimabue’ninkinden oldukça farklıdır. Giotto, kendinden öncekilere göre daha dünyevi nitelikte resimler üretmiştir.

Giotto’nun figür ve mekanın gerçekçi sunumu konusunda getirdiği çözümler, erken rönesansa zemin hazırlamıştır. Masaccio ise, bu çözümleri rönesansa özgü bir duyarlılıkla ele alan ilk ressamdır.

Doç. Dr. Mehmet Üstünipek

Facebook Login

You must be logged in to post a comment Login